Gökçeada’nın Coğrafyası
Coğrafi yapısı çok engebeli ve volkanik kütlelerden oluşuyor. Adanın %77’si dağlık, %12’si engebeli, %10’u ise ova. Adanın en yüksek noktası 673 mt. ile Doruk Tepesi.
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından adanın deniz ve kara alanı için ön fauna-flora envanteri çıkartılarak 180 tür deniz canlısı tespit edilmiş. Adanın kuzeyinde deniz canlıları açısından oldukça zengin bir bölge, 1999 yılında Türkiye’nin ilk sualtı parkı ilan edilmiş. Burada her türlü su ürünleri avcılığı yasaklanarak sadece bilimsel araştırmalara açılmış.
Jeolojik Yapı
Gökçeada, genç jeolojik döneme ait kayaçlardan oluşuyor. Benzersiz jeolojik oluşumlar ve jeomorfolojik yapılar görülüyor. Rüzgar özellikle adanın dik ve sarp uzanan kuzey kıyılarında ilginç şekiller oluşturuyor. Bunlara Kaşkaval Burnu(Peynir Kayalıkları) ve Yıldızkoy’da rastlamak mümkün.
Su Kaynakları
Gökçeada içme suyu bakımında kendine yeterli potansiyele sahip nadir yerlerden. Tatlı su kaynaklarının çokluğu bakımından adalar arasında Ege Denizi’nde birinci, dünyada ise dördüncü sırada. Adada 4 gölet ve 1 baraj gölü bulunuyor. Zeytinliköy Barajı adanın içme ve kullanma ihtiyacını büyük ölçüde karşıladığı için göletlerden sadece tarım amaçlı sulama için yararlanılıyor. Adada akarsu bulunmuyor. Çok sayıda dere ise yazın kuruyor.
TUZ GÖLÜ
Adanın güneydoğusunda sadece deniz suyuyla oluşmuş, derinliği ortalama 1 metre, eni 1 km. olan bir göl bulunuyor. Yazın kuruyan gölde sadece ince bir tabaka halinde tuz kalıyor. Bir zamanlar ada halkının tuz ihtiyacını karşılayan gölden, şimdi sadece kuşlar faydalanıyor. Gölde bitkilerin çürümesiyle oluşan siyah çamur, bazı hastalıklara iyi geldiği düşünülerek vücuda sürülüyor.
Tuz Gölü, su kuşları açısından barınak ve beslenme özelliği taşıyor. Burada göç dönemlerinde flamingo, angıt, suna, ördek türleri, yağmurcun türleri, kumkuşu türleri ve martı türlerine rastlanıyor. Bazıları dünyada koruma altına alınmış olan bu kuş türlerinin Gökçeada’yı seçmesi, adanın bozulmamışlığını gösteren bir diğer kanıt!
Flamingolar, Gökçeada’nın sadık ziyaretçileri. Hayvan türlerinin az olduğu ve sıradışı doğa koşullarının bulunduğu yerleri seçen bu kuşlar, tuzlu ve sodalı sığ sularda yaşıyorlar. Gökçeada’daki Tuz Gölü tüm bu ihtiyaçlarını karşılayacak özelliklere sahip. Flamingolar göç yolları üzerinde olan adaya her sene ilkbahar ve sonbahar aylarında uğruyorlar. Doğa fotoğrafçılarının kaçırmaması gereken dönemler bunlar…
Bitki Örtüsü
Gökçeada’nın bitki örtüsü, yer şekillerine ve iklim yapısına göre çeşitlilik gösteriyor. Adanın verimli topraklara ve bol su kaynağına sahip olması bitki örtüsünün zengin olmasını sağlıyor. Ada coğrafyasına genel olarak bakıldığında orman, makilik ve zeytinlik alanlar dikkat çekiyor.
Adadaki 30 bin dönüm tarım arazisinin 7150 dönümü zeytinlikten oluşuyor. Zeytin ağaçlarının adanın hemen hemen her tarafında yetiştiği görülüyor. Aralarında 300-400 yaşında asırlık olanlarına da rastlanıyor.
Güney kıyılarının rüzgara açık kısımlarının, geven denilen dikenli çalılarla kaplı olduğu görülüyor. Gevenler adanın erozyon dengesini sağlayan önemli bitkiler.
İşlenebilecek tarım alanlarının büyük bölümünde tarım yapılıyor. Yetiştirilen ürünlerin çoğunluğunu zeytin, tahıl çeşitleri, üzüm, ayçiçeği, mısır, sebze ve yöresel meyveler oluşturuyor. Tarım alanları dışında meşe, ahlat, kızıl çam, karadut, badem, ceviz, kekik, böğürtlen, ada çayı, ıhlamur gibi bitkiler yabani olarak yetişiyor.
İklim
Gökçeada’nın güney sahillerinde daha çok Akdeniz iklimi, kuzey sahillerinde ise Marmara iklimi görülüyor. Yazları sıcak ve ılık, kışları yağışlı ve soğuk geçiyor. Kar ve don ender olarak görülüyor.
Adanın hakim rüzgar yönü kuzeydoğu olup(poyraz) senenin ortalama 300 günü rüzgarlı geçiyor. Sıcaklık kış aylarında ortalama 7, yaz aylarında 25 derece oluyor. Düşük nem oranı ve rüzgar sayesinde yaz günleri ne kadar sıcak olursa olsun, bunaltıcı geçmiyor.
Rüzgarlı Adanın Nimetleri
Gökçeada, rüzgarın neredeyse hiç durmadığı bir yer. Dolayısıyla burada yaşamı rüzgar şekillendiriyor. Adayı sevmek için rüzgarı da sevmek gerekiyor…
Bir adada olmanın en avantajlı yanlarından biri, rüzgar ne kadar sert eserse essin denize girilebilecek sakin bir koy bulunabilmesi. Bunun için yapmanız gereken, rüzgarın yönünü tayin etmek. Rüzgar kuzeyden esiyorsa güneydeki, güneyden esiyorsa kuzeydeki koylar denize girmek için uygun oluyor.
